Hukukçu Gözüyle Yazılar

2022 AVRUPA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA RAPORU

Avrupa sürdürülebilir kalkınma raporu 2022, AB’nin üye devletleri ve ortak ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine (SDG) yönelik ilerlemesine ilişkindir. Eylül 2015 de uluslararası toplum 2030 gündemini ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini kabul etti. Bunu yaparken 193 BM üye ülkesinin tümü, sosyo ekonomik refahı ve çevresel sürdürülebilirliği teşvik etmek için 17 hedefi benimsedi. Geçen süre içinde dünya bu hedeflerin çağuna ulaşma yolundan önemli ölçüde saptı ve çok sayıda kriz sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ilerlemesinin tersine dönmesine yol açtı. Eylül 2023 te devlet başkanları ikinci SDG zirvesi için BM genel kurulunun himayesinde tekrar bir araya gelecek. Eylül 2024’de geleceğin zirvesi gelecek paktını tartışacak.

Diplomasi, barış ve küresel işbirliği, sürdürülebilir kalkınma konusunda herhangi bir ilerleme kaydetmenin temel ön koşuludur. SDG endeksi , sosyal ve ekonomik refah ile çevresel sürdürülebilirliği kapsayan 110 göstergeyi dahil ederek , GSYİH’nın ötesine geçen bir insan refah ölçümü sağlar. Eşitsizlikleri ele almak ve sürdürülebilir kalkınma için eğitim ve becerileri artırmak için özel dikkat gerekiyor. Devletler uluslar arası yayılma endeksinde düşük performans gösteriyor. Olumsuz yayılmaları engellemek için eylemler hızlandırılmalıdır. Sürdürülemez tüketim büyük olumsuz yayılma etkileri yaratıyor. Uluslar arası şirketler küresel değer zincirlerinde insan haklarına ve çevre sorunlarına saygı göstermekle yükümlüdürler. Sivil toplumla SDG’nin uygulanması konusunda yapıcı bir diyalog olmalıdır. Güçlü çok paydaşlı ortaklıklar ve bilime dayalı yollarla desteklenen sürdürülebilir kalkınma için hedefe dayalı ve zamana bağlı vizyon, politika oluşturma sürecinin merkezinde yer almalıdır.

Raporda ülkelerin performansı , genel puanlarına göre sıralanır. Genel puan, 17 SDG’nin tümüne ulaşmaya yönelik toplam ilerlemeyi ölçer. Puan, SDG başarısının bir yüzdesi olarak yorumlanabilir. 100 puan, tüm SDG’lere ulaşıldığını gösterir. Birinci sırada 81.68 puanla Finlandiya yer alırken Türkiye 56.73 puanla 34.sıradadır. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine göre performansımıza baktığımızda, yoksulluk yok, suyun altında yaşam, barış, adalet ve güçlü kurumlarda , insana yakışır iş ve ekonomik büyümede, sorumlu tüketim ve üretimde stabiliz, sıfır açlık, uygun fiyatlı ve temiz enerjide, azaltılmış eşitsizliklerde, karada yaşamda gerileme var, iyi sağlık ve esenlikte, kaliteli eğitimde, cinsiyet eşitsizliğinde, temiz su ve senitasyonda, endüstri, inovasyon ve alt yapıda, sürdürülebilir şehirler ve topluluklarda, iklim eyleminde hedefler için ortaklıklarda ilerleme kaydetmişiz.

Sürdürülebilir kalkınma hedefleri “kimseyi geri bırakma” (LNOB) ilkesi tarafından yönlendirilir. Kimseyi geride bırakma endeksi , eşitsizlikleri dört boyutta izler; yoksulluk, hizmetler, cinsiyet ve gelir. Daha yüksek bir puan daha az nüfus grubunun geride bırakıldığı anlamına gelir. Türkiye’nin bu alandaki puanı 46.68, sıralaması 34’dür.Ülkemizin SDG hedeflerinin durumuna yüzdeli baktığımızda yüzde 21 kötüleşme , yüzde 30,9 sınırlı ilerleme , yüzde 48,1 hedeflere ulaşıldı veya yolunda oranları ortaya çıkmaktadır. Gelir eşitsizliğinde kötüleşme dikkat çekiyor. Sosyal transferlerden sonra gelir yoksulluğu altındaki kişilerin sayısı artıyor. Ciddi derecede maddi yoksulluk yaşayan insanlarda ilerleme yok. İstihdam, eğitim ve öğretimde olmayan gençlerin sayısında kötüleşme devam ediyor.

Sürdürülebilir kalkınma hedefleri bir son nokta değil, amaca ulaşmak için bir araçtır. İnsanlara ve dünyamıza fayda sağlayan politikaların tasarlanmasını ve uygulanmasını kolaylaştırmalıdır. Yerel yönetimlerde SDG’lerin amaç ve hedeflerine uymalı ve bunları rehberlik etmek için kullanmalıdırlar. Konut arzı, yerel yönetimler için kilit öneme sahiptir. Gıda sektörü hedeflere uyumlu hale etirilmelidir. Sık sık geri bildirim ve izleme sağlanmalıdır. Tüketim kalıplarında değişim şarttır. Dijital geçişin etkilerini ele almak için politika tutarlılığı artırılmalıdır. Doğal sermayenin ekonomik değerini bilmeliyiz. Doğal sermaye, beşeri sermaye ve üretilen sermayenin tümü birbiriyle etkileşim halindedir. Kamu ve özel sektör karar alma süreçlerine hedefler dahil edilmelidir. Yaşlı sorunlarının çözümü ve yaşlı haklarının belirlenmesi her yaş için gereklidir. Raporu ve sonuçları iyi değerlendirmeli ve takipçisi olmalıyız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir