Türkiye Emekliler Derneği, emeklilerin birinci talebi olan intibakın yapılmasında gerekli olan adımların atılması için uyarı görevini yapmaya devam etmektedir. 2022 yılı emeklilerimiz için zor bir yıl oldu. 2023 yılının daha da zor geçeceğini, alım gücümüzün düşmesinden net bir şekilde görüyoruz. Ücret ve aylık alanlar arasında en çok gelir kaybını emeklilerimiz yaşamaktadır.
Sosyal güvenlik sistemimizin kurgusu sağlam oluşturulmadığından, emekli aylıklarında farklılıklar giderek büyümektedir. 2000 öncesi dönemde uygulanan 506 sayılı Kanun döneminde, emekli aylıklarının hesaplanmasında dikkate alınan aylık bağlama oranları kendi içinde farklılaşırken, asgariden prim ödeyenleri koruyan pozitif bir etkisi vardı. Örneğin; 506 sayılı Kanunun 96. Maddesinde alt sınır aylık bağlama oranı yüzde 70 olarak dikkate alınırken, üst göstergeden emekli olanlara ise, kendi içinde farklılık gösteren bir sistem uygulanmaktaydı.
2000’li yıllarda uygulanan 4447 ve 5510 sayılı Kanunlarla yapılan değişikliklerle, alt sınır aylık bağlama oranı yarı yarıya küçültülmüş; yüzde 35 olarak uygulanan alt sınır aylık bağlama oranı, 2000’li yıllarda emekli olanların aleyhine bir uygulamaya dönüşmüştür. 2000’li yıllarda çalışılan hizmetlerin prim kazançlarının ortalaması üzerinden emekli aylıkları hesaplanırken, ücret kazancı yüksek olanları koruyan bir sistem uygulanmaktadır. 2000’li yıllardan itibaren asgari ücret üzerinden prim ödeyenlerin ortalama kazancına uygulanan güncellenme katsayısının ve yüzde 35 uygulanan alt sınır aylık bağlama oranının katkısı düşük kaldığından, emekli aylıkları da küçülmektedir.
Bu gerçeği gören Hükümet, aylık hesaplama sistemini düzeltme yerine, en az aylık ödemesi uygulamasını getirmiştir. Hükümetin takdirinde olan bir ödeme ile sosyal güvenlik sistemimizin eksik kalan yönleri görmezlikten gelinmektedir. Esas olan; aylık hesaplama sistemini adil bir yapıya dönüştürmektir.
Sosyal güvenlik sisteminin eşitlik kuralı, karma emekli aylığı hesaplanma sistemi ile bozulmuştur. Bu sistemin bilimsel hiçbir özelliği de yoktur. Bu nedenle, geleceğe güvenle bakılması ve insanca yaşamaya yetecek emekli aylığının hesaplanması için 2000 öncesi dönemde olduğu gibi, gösterge sistemine dönülmeli; bütün dönemler için kendi içinde adil olan aylık bağlama oranları belirlenmelidir.
Yüzde 35 aylık bağlama oranı, emekli aylıklarını küçülttüğünden, gösterge değerlerine göre kendi içinde kademeli olan aylık bağlama oranları getirilmelidir. Teknik çalışmalar yapıldıktan sonra gösterge sistemi oluşturulmalı ve emekli aylıkları bu esaslara göre hesaplanmalıdır. 2000 sonrasında emekli olanların gösterge değerleri belirlenmeli; intibak yapılarak prim kazancı ve prim ödeme gün sayısı eşit olanların aylıkları da eşitlenmelidir.
Hükümete çağrımız; Türkiye Emekliler Derneği’nin talepleri dikkate alınmalı ve 2023 itibariyle emekli aylıklarında eşitlik sağlanmalıdır. Bu yönde gecikilmesi durumunda, her emeklimize devletimiz borçlu olacaktır. Emekli aylıklarının düşürülmesi, gelecek güvencesi ve kutsal bir hak olan emekliliği zayıflatmaktadır.
Gerek sosyal güvenlik sistemimiz ve gerekse de sosyal hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayan aylık hesaplama sistemi değiştirilmeli ve intibak yapılarak eşitlik sağlanmalıdır.




