2024-2026 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program açıklandı. Programın genel bir değerlendirmesi yapıldığında; çalışanlar ve emeklilerin kazanımlarında hak kayıplarına neden olacak hedeflerin öngörülmesine yoğun bir şekilde itirazlar gelmeye başlamıştır.
İşçi konfederasyonları ve sivil toplum kuruluşları, iş gücünün esnekleştirilmesi, tamamlayıcı emeklilik sistemiyle sosyal güvenlik sisteminin zayıflatılması ve kıdem tazminatının bireysel emeklilik sistemine entegre edilmesi, orta vadeli programın en riskli hedefleri olarak değerlendirmiştir.
Fiyat istikrarının sağlanması için çalışanlar zorunlu olarak bireysel emeklilik sistemine dahil edilmek istenmektedir. Gerek tamamlayıcı emeklilik sistemi ve gerekse de esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması, sosyal güvenlik haklarına erişimi de zorlaştıracaktır. İş hukukunda yapılacak değişikliklerle, güvenceli esneklik gibi istihdam biçimleri, sendikal hakların kullanılması
zorlaşacak ve düşük ücretle çalışanların sayısında ciddi artışlar olacaktır.
21 Eylül 2021 tarihinde uygulamaya konulan yeni ekonomik programın ülke ekonomisine ve topluma maliyeti ağır olmuştur. Bu dönemde, emekli aylıklarına yapılan zamlar kısa sürede erimiş ve
7.500 TL en az aylık ödemesi, ücretli kesimler içinde en korumasız grup olmuştur.
Çeşitli mal ve hizmetlere yapılan yüksek oranlı zamlar ve vergi artışları, çalışanlar ve emeklilerin gelirlerini küçülten bir etki yapmıştır. Faizleri düşürmenin en temel bilimsel aracı olan üretim
yerine finans tedbirlerinin benimsenmesi, enflasyonla mücadeleyi zorlaştıracaktır. Gelecek üç yıl için öngörülen hedefler, gelir dağılımı bakımından da riskli bir durum söz konusudur. Ücret, vergi ve sosyal güvenlik hakları geliştirilmeden, toplumsal başarıdan ve adil gelir dağılımından söz edilemez. Bu yönüyle, orta vadeli program, kamu maliyesini ve işverenleri koruyan bir yaklaşımla hazırlanmıştır.
Çalışanı ve emekliyi korumayan hiçbir programın başarılı olma şansı olamaz. Geçmişte hazırlanan benzer programlara da yoğun itirazlar yapıldığından, geri adımlar atılmış; kıdem tazminatı
ve emeklilik sistemini zayıflatacak değişikliklere gidilmemiştir. Çalışanların ve emeklilerin üzerindeki yükler zayıflatılmadığından, işsizlik ve yoksulluk ile mücadelede başarı elde edilemiyor. Enflasyon, gelir dağılımını bozduğu gibi, geçim koşullarını zorlaştıran süreci yaşatmaktadır. Enflasyonla mücadele araçları olan yatırım, üretim ve istihdam hedefleri yetersiz kaldığından, uygulanan mali politikalar toplum kesimlerini korumasız bırakmıştır.
Uygulanan ekonomik kararların ağır sonuçları olan enflasyondan en büyük kaybı, emekliler görmektedir. SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinine toplu sözleşmeden yararlanma hakkı tanınmadığından, altı aylık tüfe artışlarına mahkum edilmiştir. Memur emeklilerinin zamları ise, kamu sözleşmelerine göre belirlenmektedir. Örneğin, kamu sözleşmelerine göre memur ve memur emeklisine, 1 Ocak itibariyle yüzde 15 zam ve enflasyon farkı uygulanacaktır. Kamu sözleşmesinde, 2023 ikinci altı ay zam yüzdesi 6, bu dönemde enflasyon yüzde 6’yı aşan kadar enflasyon farkı hesaplanacak ve 2024 birinci altı ay zammı olan yüzde 15’e ilave edilecektir. 2023 yılı ikinci altı ay enflasyon yüzde 38 olması durumunda, memur emeklileri, 38-6=32 enflasyon farkı alacak ve yüzde 15 zammına ilave edilecektir. Sonuç olarak, memur emeklilerine tahminen, 32+15=%47 oranında zam uygulanacaktır. SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine ise, ikinci altı ayda gerçekleşen yüzde 38 zam
yansıtılacak.
Peki, emekli zamları nasıl eşitlenebilir? Geçtiğimiz yıllarda bunun örnekleri var. Bütçe veya torba kanunla, SSK ve BAĞ-KUR emekli zamlarında eşitlik sağlanmalıdır.
Tüfe artışına endeksli zamlar gerçek enflasyonu göstermediğinden, yıllardır emeklilerin alım gücünde ciddi kayıplar yaşanmıştır. Aslında, emekliler iki aşamalı kayıp yaşamaktadır. Birincisi,
emekli aylıkların hesaplanmasında kullanılan güncellenme katsayısı ve aylık bağlama oranları yetersiz kalmıştır. İkincisi, bilimsel gerçekleri yansıtmaktan uzak kalan TÜİK tarafından
hesaplanan enflasyona güven duyulmadığından, bu sisteme emeklileri koruyan bir artış olarak bakılmamıştır.
Yapılması gereken; sosyal güvenlik sistemi sil baştan ele alınmalı ve intibak yapılarak emekliler arasında eşitlik sağlanmalıdır.




