KURUCU GENEL BAŞKAN SADİ HEPER, 4-5 KASIM 1974 TARİHİNDEKİ 2. OLAĞAN GENEL KURULDA, CEMİYETİN 4 YILDA GELDİĞİ NOKTAYI ANLATIR… (2)
İŞÇİ EMEKLİSİNİN ÇÖZÜMLENMESİ GEREKEN ANA SORUNLARI
1- Emekli Maaşları: İşçi emeklileri, malul, dul ve yetimlerini kapsayan insan grubunun hizmetinde bulunduğumuz yıllar içerisinde -ki, bu müddet 1965 yılına kadar uzamaktadır- Emeklilik Mevzuatı’nı ve konularını didik didik ederek incelemek imkanını bulduk. Memleketin en ücra köşelerine kadar yayılmış, sefalet, yokluk, imkansızlık ve alakasızlık içerisinde yaşayan değil, sürünerek yaşamaya çalışan emeklilerle temas edip dertlerini dinlemiş ve yaşayışlarını görmüş arkadaşlarınız olarak huzurunuzdayız. Dar ve sabit gelirli insan grupları içerisinde en mağduru işçi emeklileridir. Bunların aylık gelirlerinin taban seviyesi bugün 540 Lira’dır. Ortalama ihtiyarlık aylığı 700 Lira civarındadır. Gıda maddelerinin, giyim eşyalarının, yakacak malzemesinin ve barınma tesislerinin fiyatlarındaki vaki yükselmeleri, yani piyasa dalgalanmalarını, paranın satın alma gücündeki düşüşü ve bunların sonucu meydana gelen hayat şartlarını dikkate alıp, iktisadi konjonktür ile emekli aylıklarının bir mukayese ve muvazenesini yapmak, bizim baş ödevimiz olmaktadır.
4 veya 6 nüfuslu bir işçi emekli ailesinin, bir gecekondu semtinde 300 ila 400 Lira kira ödeyerek oturduğunu kabul etsek, geriye kalan 140 veya 240 Lira ile bir ay geçinmesi gerekmektedir. Mucize devrinin kapandığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu geçim şartı nasıl izah edilecektir. Yaşanmadıkça bilinmesine ve takdir edilmesine imkan olmadığını söylemekle yetiniyoruz. Memleket idare mekanizmasını elinde bulunduran yetkililere, görevlilere ve yöneticilere durumu anlatarak işçi emekli aylıklarının, günün ekonomik şartları dikkate alınmak suretiyle evvela taban seviyesinin, yevmiye 40 Lira olarak tespit edilen asgari ücretin, brüt aylık tutarı olan 1200 Lira’ya yükseltilmesini istemiş bulunuyoruz. Zira ki, şimdiye kadar yapılan tatbikat bu şekilde devam etmekte idi. Günlük Asgari Ücret 12 Lira iken emekli aylıkları da bunun brüt aylık tutarı olan 360 Lira idi. Asgari Ücret 18 Lira’ya yükseldiğinde, emekli aylıkları yine bu miktarın brüt aylık tutarı olan 540 Lira olmuştur. Sonradan Asgari Ücret günlük 23,5 Lira’ya yükseldiğinde, emekli aylıkları olduğu yerde, yani 540 Lira’da dondurulmuş ve emekliler mağdur edilmiştir. Halen de bu mağduriyet devam etmektedir.
Bugün yapılması gerekli işlem, yukarıda da belirttiğimiz gibi, işçi emekli aylıklarının 540 Lira’dan 1200 Lira’ya çıkartılması zaruretidir. Vakıa, bazı düşünceler ve söylentiler, 1200 Lira olan Asgari Ücret’ten çalışan işçilerin eline vergi kesildikten sonra 950 Lira veya 1000 Lira geçtiği merkezindedir. Halbuki çalışan işçiler; yemek zammı ve benzeri sosyal yardımlarla, senede iki maaş ikramiye, her ay aldıkları prim ve fazla mesai ücretleriyle bu durumu telafi ettiği gibi, ayrıca toplu sözleşmelerinin getirdiği zamlarla daima Asgari Ücret’in çok üzerinde gelir temin etmektedirler. Bu makul gerekçeler muvacehesinde, taban aylıklar bu şekilde ayarlandıktan sonra, tabanın üzerinde aylık alanlara, bu artış oranı aynen yansıtılmalıdır ki; mesleki vasıf, yüksek gayret, ve hizmet müddeti gibi kıymet ölçüleriyle kademelenmiş kimselerin hakları zayi olmasın ve mağduriyetlerine sebebiyet verilmesin.
2- Maluliyet Gelirleri: İş kazası ve meslek hastalığı yüzünden çalışma güçlerini kaybederek, devamlı olarak malulen emekliye sevk edilmiş, kendilerine sembolik denecek kadar az bir gelir bağlanmış, aylık 100 ila 300 Lira gibi çocuk harçlığı olacak kadar bir para ile salıverilmiş, kötü kaderiyle başbaşa bırakılmış, her türlü çalışma ve mücadele gücünden mahrum insanların halleri, en katı yürekli insanların dahi içini burkacak vaziyettedir. Gerek işçi emeklisi ve gerekse malulen emekli olan kimse evvela bir insan, ondan sonra emeklidir veya maluldür. İnsan şahsiyetine kıymet veren, insan haysiyetine saygı gösteren bir felsefe sisteminin hakim olduğu 20. asrın ikinci yarısında yaşıyoruz. Anayasamız, en demokratik prensipleri, en adil eşitlikleri, mana ve metninde taşımaktadır. Ayrıca da İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni de şiar edinmişizdir. Her fırsatta da konuşuruz. Ve fakat, malulen emekli olanların durumlarını bu yüksek prensiplerle kabili telif görmüyoruz. Daimi malul emeklilerin gelirlerinin günün ekonomik şartlarına uyacak bir hale getirilmesi için bunların da asgari ücret tatbikatının içerisine alınmasını istemiş bulunuyoruz. Bu keyfiyetin tatbikat sahasına konuncaya kadar üzerinde hassasiyetle durulmasının gereğine inanıyoruz.
3- İşçi Emeklilerinin Bakmakla Yükümlü Oldukları Aile Fertlerinin Sağlık Bakımı: İşçi emeklilerinin eş ve çocuklarının yani bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin, SSK sağlık tesislerinden faydalandırılmasını, klinik muayene ve laboratuar tetkiklerinin yapılmasını, hastanelerde yatarak veya ayakta tedavilerinin ifasını, her türlü küçük ve büyük ameliyatlarının icrasını ve ilaçlarının parasız verilmesini istiyoruz. Ve buna emsal de gösteriyoruz. TC Emekli Sandığı’na bağlı emeklilere böyle bir hak kanunen tanınmıştır. Demek ki, sosyal güvenlik sistemlerinin esas prensiplerinden birisi de budur. Sosyal yardımdan, sosyal güvenliğe geçme yolunda adımlar atılmış olan Türkiye’de yaşıyoruz. Emekli Sandığı’nın hiçbir sağlık tesisi yoktur. Memur emeklilerinin eş ve çocukları devlet sağlık tesislerinden ve SSK sağlık tesislerinden faydalanmaktadırlar. Bizim muhatap olduğumuz SSK, Türkiye’de en çok ve en ileri teçhizata malik hastanelere sahiptir. O halde, kendi mensubu olan ve fonlarına prim ödeyen işçi emeklilerinin ailelerine neden bakmaz? Oldukça bir tecelliyatla karşı karşıya olduğumuzu duyurmak istiyoruz. Alicenap ve yüksek anlayışlı idarecilerimiz herhalde bu durumu takdir ederler ve kısa zamanda bir tedbir alırlar ümidindeyiz.



