Emeklilik sistemimizin dağınık olması, gelir ve aylık ödemelerine de yansımaktadır. Emekliler ve hak sahiplerine bağlanan aylık hesaplanmasındaki farklılıklar, sosyal güvenlik sisteminin bütünlüğüne zarar vermiş; karma emekli aylığı hesaplanmasıyla, özellikle 2008 sonrasında bağlanan kök aylıklarda ciddi kayıplar yaşanmıştır.
Emekli aylıkları yetersiz kaldığından, 2019 yılından itibaren uygulanan en az aylık ödemesiyle, geçici çözümler yapılmaktadır. En az aylık ödemesi gerçek aylık olmadığından, emekli zamları kök aylıklara yapılmakta ve en az aylık ödemesi her bir emekliye farklı yansımaktadır. Kök aylık ile en az aylık arasındaki fark, hazine tarafından karşılanmakta ve bir bakıma, devlet aylıkları yetersiz kalan emeklilere sosyal yardım yapmaktadır.
2023 Nisan ayında, en az aylık ödemesi yeniden belirlenmiş ve 7.500 TL’ye yükseltilmiştir. 7.500 TL’nin üzerinde aylık alanlara herhangi bir artış yapılmadığından, emekli aylıkları arasındaki makas daraltılmış ve fazla prim ödeyen emeklilerin aylıkları sabit kalmıştır.
Nisan ayında, dul ve yetimlerin aylıklarının büyük bölümüne en az aylık ödemesi yansıtılmadığından, eleştirilere neden olmuştur. Gerekçe olarak; dul ve yetimlere bağlanan aylıkların hesaplanmasında sigorta başlangıcına, Ekim 2008 öncesi ve sonrası bağlanan aylıklara göre farklı alt sınır uygulaması nedeniyle, 7.500 TL’den yararlanmayan hak sahiplerinin itirazları ile karşılaşılmıştır. Farklı dönemlere ve farklı kanunlara göre alt sınır aylıkların hesaplanması, nimet/külfet dengesini bozduğundan, 7.500 TL’den yararlanmayan dul ve yetimlerin aylıklarında iyileştirme yapılmalıdır.
Sosyal güvenlik sistemimizde eşitlik ilkesi esas alınmadığından, farklı aylık ödemeleri ile insanlar birbirinin gelir ve aylıklarını kıyaslar duruma gelmiştir. Hak sahibi hisselerinde farklı oranların olması, aylıklara ve bayram ikramiyesine farklı yansımaktadır. Bazı hak sahiplerine iki veya üç dosyadan gelir ve aylık ödenirken, 5 Aralık 2017 sonrasında hak sahibi olanlara tek dosyadan aylık ödenmesi adil mi diye, sorular ile karşılaşıyoruz.
Türkiye Emekliler Derneği, norm ve standart birliği olmayan hiçbir sistemin sürdürülemeyeceğini savunmaktadır. Seçim sonrasında oluşacak TBMM ve Hükümete çağrımız şudur: 2000 sonrası emeklilerin intibakı yapılmalı ve emekli aylıkların hesaplanmasında karma sisteme son verilmelidir. Sigortalıların prim kazançlarına göre gösterge sistemi getirilmeli ve kademeli aylık bağlama oranları belirlenmelidir. Kısaca, emekli aylığı hesaplama sistemi yeniden belirlenmeli ve eşitliği esas alan mevzuat değişikliğine gidilmelidir.
Sosyal güvenlik mevzuatına temel kanun olarak bakılmadığından, sürekli değişiklikler yapılmıştır. Her bir kanun değişikliğinde eşitlik kuralı korunmamış, norm ve standart birliğinden uzaklaşan uygulamalar ile kimi sigortalılar daha az prim ve yaş koşulu aranmadan emekli olurken, kimi sigortalılar ise geç yaşta emekli olabilmektedir.
1960 sonrasında iş başına gelen hükümetlerin sosyal güvenlik karneleri hep zayıf olmuş, evrensel bir hak olan emekliliğin böylesine zayıflatılmasına ve dağınık olmasında bütün siyasi partilerin ortak sorumlulukları vardır.
Siyasi partilerin programlarında ve seçim beyannamelerinde, sosyal güvenlik sisteminin düzeltilmesine ve emekli aylıkların hesaplanmasına ilişkin net bir çözüm önerisini göremiyoruz.
Sistem sağlıklı oluşturulmadan, eşit olmayan uygulamaların önüne geçilemez. Bugün bunun sıkıntısını yaşıyoruz. Prim kazancı ve prim ödeme gün sayısı yüksek olan sigortalılara bağlanan aylıklar ile en az aylık ödemesinin birbirine yaklaşması, en temel soruna dönüşmüştür. Örneğin, kök aylık düşük kalınca, telafi etmek üzere en az aylık ödemesi ile sistemin bütünlüğü korunamamıştır.
Emekli aylıklarına yapılacak her bir zam, bütün emekli gruplarına yansıtılmalıdır.




