enflasyon
Editörden Haberler

ENFLASYON FARKI, ZAM DEĞİLDİR…

Emeklilerimizin aylıkları gündeme geldiğinde, kamuoyunda sıkça kullanılan bir ifade var: “Emekliye zam yapıldı.”
Oysa 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarına Ocak ve Temmuz aylarında yapılan altı aylık artışların temel mantığı, emekliye yeni bir refah payı vermek değil; geçmiş altı ayda TÜFE nedeniyle oluşan kaybın aylıklara yansıtılmasıdır.
Bu nedenle kavramları doğru kullanmak gerekiyor:

Enflasyon farkı zam değildir.
Gerçek zam; emeklinin satın alma gücünü artıran, yaşam standardını yükselten ve milli gelirdeki büyümeden pay almasını sağlayan artıştır. Enflasyon oranında yapılan güncelleme ise esas olarak fiyat artışlarının emekli aylığında meydana getirdiği aşınmayı telafi etmeye yöneliktir.

Önce fiyatlar artıyor, sonra aylıklar
Sistem geriden geliyor.
Emekli, altı ay boyunca yükselen gıda fiyatlarıyla, kirayla, elektrik ve doğal gaz faturalarıyla, ulaşımla ve diğer temel ihtiyaçlardaki artışlarla mücadele ediyor. Altı ay tamamlandıktan sonra açıklanan TÜFE oranı aylığına yansıtılıyor.
Başka bir ifadeyle, emeklinin cebinden önce enflasyon alıyor, aylığı daha sonra bu kaybın peşinden geliyor.
Üstelik emeklinin gerçek hayatındaki harcama kalıpları ile genel TÜFE sepeti her zaman aynı değil. Dar ve sabit gelirli emekliler bütçelerinin çok daha büyük bölümünü gıda, kira, konut, sağlık, enerji ve ulaşım gibi vazgeçilmesi mümkün olmayan ihtiyaçlara ayırıyor.
Bu kalemlerdeki fiyat artışları genel enflasyonun üzerinde gerçekleştiğinde, TÜFE oranındaki aylık artışı dahi emeklinin yaşadığı gerçek kaybı bütünüyle karşılamayabiliyor.

Yüzde artış aynı, sonuç aynı değil
Bir başka temel sorun da burada ortaya çıkıyor.
Aylığı düşük olan emekliye de yüksek olan emekliye de aynı oranda artış yapılması, aylıklar arasındaki parasal farkın giderek büyümesine neden oluyor.
Örneğin yüzde 10’luk bir artış, 20 bin lira aylık alan emekliye 2 bin lira getirirken, 40 bin lira aylık alan emekliye 4 bin lira getiriyor.
Oran aynıdır ama emeklinin sofrasına yansıması aynı değildir.
Bu nedenle yalnızca altı aylık TÜFE oranlarını konuşmak, emeklilerin gelir sorununu çözmeye yetmez. Asıl tartışılması gereken; emekli aylıklarının nasıl hesaplandığı, aylık bağlama oranları, taban aylık uygulaması, intibak sorunu ve emeklinin ülkenin büyümesinden ne kadar pay aldığıdır.

Emekliye yalnızca kaybı değil, refahı da verin
Türkiye büyüyorsa, milli gelir artıyorsa, bundan yıllarca çalışarak ve prim ödeyerek ülkenin kalkınmasına katkı sağlayan emeklilerimizin de pay alması gerekir.

Emeklinin talebi ayrıcalık değildir.
Talebimiz; TÜFE kaybının eksiksiz karşılanmasının yanında gerçek bir refah payının verilmesidir.
Emekli altı ay boyunca enflasyona karşı mücadele edip, altı ayın sonunda yalnızca kaybettiğinin bir bölümünü geri almak istemiyor. Emekli; büyüyen ekonomiden, artan milli gelirden ve ülkenin refahından hak ettiği payı almak istiyor.
Bu nedenle emekli aylıklarının belirlenmesinde yalnızca geçmiş dönem enflasyonuna dayalı bir sistem yeterli değildir. Emeklilerimizi enflasyona karşı önceden koruyan, büyümeden pay veren ve aylıklar arasındaki adaletsizlikleri gideren kalıcı bir aylık artış sistemi oluşturulmalıdır.
5510 sayılı Kanun başta olmak üzere emekli aylıklarının hesaplanması ve artırılmasına ilişkin sistem yeniden ele alınmalı; intibak düzenlemesi yapılmalı ve emeklilerin refah düzeyini yükseltecek mekanizmalar hayata geçirilmelidir.

Adını doğru koyalım!
Altı ayda gerçekleşen enflasyon yüzde kaçsa ve emekli aylığı bu oranda artırılıyorsa, emekliye gerçekte “refah artışı” sağlanmış olmuyor.
Emeklinin kaybettiği satın alma gücü telafi edilmeye çalışılıyor.
Kaybın karşılanması kazanç değildir.
Enflasyonun telafisi refah değildir.
Enflasyon farkı zam değildir.
Gerçek zam, emeklinin dün alabildiğinden, bugün daha fazlasını alabilmesidir.
Gerçek zam, emeklinin sofrasının küçülmemesidir.
Gerçek zam, emeklinin ülkenin büyümesinden pay almasıdır.
Bizim talebimiz çok açık:
Önce enflasyon kaybını eksiksiz karşılayın.
Ardından emekliye gerçek zam ve refah payı verin.
Çünkü emeklilerimiz, yıllarca ödedikleri primlerin ve verdikleri emeğin karşılığında yalnızca enflasyona karşı korunmayı değil, insanca yaşayabilecekleri bir aylığı ve ülkenin refahından hak ettikleri payı istemektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir