Emekli maaşlarına yapılan zam oranı, kıt kanaat geçirmeye çalışan emeklileri memnun etmedi. Trabzon’da sedyeyle sokağa çıkan emekliler ‘Bu zam ancak menüye bir simit daha ekler’ diyerek tepki gösterdi. Türkiye Emekliler Derneği Trabzon Şube Başkanı Burhan Bayraktar “Asgari ücretliyi ezdiler, memuru ezdiler; emekliyi ise ölmesi beklenen bir yük gibi görüyorlar. Emekliler olarak entübe edildik. Sedyeyle dolaşıyoruz” dedi.
Bayraktar, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın ‘Emekliler maaş günü geldiğinde bankaya gidip parasını alıyor’ sözleri, bu iktidarın emekliye bakış açısını tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Emekliye maaş vermeyi bir hak teslimi olarak değil, bir lütuf gibi sunan bu zihniyet; sosyal devleti, sadaka devletine dönüştürmüştür. Üstelik bu yaklaşım ‘şükür’ söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Oysa şükür, adaletsizliğin üzerini örtmenin değil; adaletin tesis edilmesinin ahlaki zemini olmalıdır.
Yetmezmiş gibi, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Raci Kaya’nın ‘Emekliler çok yaşadığı için maaşlar düşüktür’ sözleri, meselenin ne kadar sosyal devlet dışı bir noktaya geldiğini göstermektedir. Devlet, vatandaşının uzun yaşamasını bir maliyet kalemi olarak göremez. Devlet, vatandaşını yaşatmak için vardır. Onu korumak, kollamak ve insanca yaşamasını sağlamakla yükümlüdür. Zaten bunu yaparsa devlet olur. Ancak bugün gelinen noktada emekli; hasta sedyesinde, ilaç kuyruğunda, geçim kaygısıyla ölüme terk edilmektedir. Bu yaklaşım sosyal devlet anlayışıyla değil, vicdanla dahi bağdaşmamaktadır.
Buradan açıkça soruyoruz: Açlık sınırının altında maaşa mahkûm edilen emekli neye şükredecektir? İlacını alamayan, faturasını ödeyemeyen, torununa harçlık veremeyen emekli bu tabloyu hak edecek ne yapmıştır, sayın başkanın ‘uzun yaşıyorlar’ demesi dışında? Bu ülkede yaklaşık 17 milyon emekli vardır. 17 milyon emeklinin yaşadığı bir ülkede 20 bin liralık emekli maaşı hangi vicdana, hangi akla, hangi adalet anlayışına sığmaktadır? Üstelik ilk açıklandığında 18 bin TL iken sonra gelen tepkiler ile 20 bin TL oldu. Açlık sınırı 30 bin lira, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 98 bin lirayı aşmışken; emekliyi bu rakamların çok altında yaşamaya mahkûm etmek, açıkça vatandaş kıyımıdır. Bu mesele yalnızca birkaç kişinin, siyasi partilerin, STK’ların değil, toplumun yarısının meselesidir” ifadesine yer verdi.
Bu gönderiyi Instagram’da gör




