

Etkinliğe; Türkiye Emekliler Derneğimizi temsilen, Araştırma Müdürümüz Namık TAN katıldı.
Sosyal güvenlik sisteminin masaya yatırıldığı çalıştayda 4 konuşmacı yer aldı. Derneğimizi temsilen konuşan Araştırma Müdürümüz Namık TAN, iki aşamalı bir bildiri sundu.
“Birinci sorun; aylığa hak kazanma koşullarında oluşan eşitsizlikler, işe giriş tarihlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, 2000 sonrası dönem için adil bir yaş kademesinin olmaması, sigortalılar arasında derin bir soruna dönüşmüştür. Bir günden dolayı emekliliğe hak kazanmanın 17 yıl uzaması, kabul edilemez. Bu yönde esaslı bir çözüm getirilmeli ve mağduriyetlere son verilmelidir.
İkinci sorun; aylıkların hesaplanmasında yaşanmaktadır. Farklı emekli gruplarının oluşması, sisteme olan güveni zayıflatmıştır. Adil bir aylık hesaplama sisteminden uzaklaşan 4447 ve 5510 sayılı Kanunların oluşturduğu eşitsizliklerin çözümü İNTİBAK ile yapılabilir. 2000 öncesi emeklilere uygulanan 6283 sayılı intibak kanunu tüm zamanları kapsamalı ve gösterge sistemine dönülerek sade ve adil bir aylık hesaplama getirilmelidir” diyen Namık TAN konuşmasında sosyal güvenliğin yeniden güçlendirilmesi ve emekliliğin gelecek güvencesi olması için şunları söyledi:
“İnsan onuruna yakışır bir aylık ödenmesinin güvencesi olan emeklilik sistemi, modern dünyada siyasi rejimler ne olursa olsun bütün devletler tarafından bir insan hakkı olarak benimsemiştir.
Sosyal güvenlik çok geniş anlamda bir insan hakkı olmasına rağmen, emeklilik sistemimiz insanca yaşamaya yetecek aylık ödemede yetersiz kaldığından, emekliler zor koşullar altında yaşam mücadelesi vermektedir.
Sosyal güvenlik, bireylerin yaşamları boyunca karşılaşabilecekleri risklere karşı bir güvence sistemidir. Yaşlılık döneminde gelir güvencesi sağlayan emeklilik, kişilerin başkalarına muhtaç olmadan yaşamlarını güvence alan bir sistemdir.
Emeklilik sistemimiz doğru parametrelerle yönetilmemiştir. Türkiye’de emeklilik sistemi ile ilgili düzenlemelerin sıkça yapılması, aylığa hak kazanma koşullarında ve aylık hesaplamalarında eşitlik kuralından giderek uzaklaşılmıştır.
Türkiye’de uzun yıllar sosyal güvenlik sisteminin dağınık olmasına çözüm üretilmemiştir. SSK, ES ve BAĞ-KUR olmak üzere üç büyük sigorta kurumunun düzenlemeleri birbirinden farklı hükümler içerdiğinden, eşitlikten söz edilemez. Sosyal güvenliğin normu olan eşitliğin oluşturulabilmesi için yeni bir temel kanun çıkmalıdır.
5510 sayılı Kanun döneminde bağlanan aylıkların düşük hesaplanması, emeklilik sistemini zayıflatmıştır. Kök aylıkların giderek düşmesi ve değersiz kalması, 2000 sonrası aylık hesaplama sisteminden kaynaklanmaktadır. 5510 sayılı kanun döneminde çalışılan süre uzadıkça, kök aylıklarda ciddi azalmalar yaşanmaktadır.
Sosyal güvenlik sisteminin temel ilkesi olan eşitlik kuralı, karma aylık hesaplama sistemiyle bozulmuştur.
Karma aylık hesaplama sistemi, kendi içinde bile eşitliği sağlayamamaktadır. Güncellenme katsayısı ve aylık artışlarının farklı olması, emekli aylıkları arasındaki eşitsizliği büyütmüştür. Prim kazançları ve prim ödeme gün sayıları aynı olan sigortalılar arasında, sadece hizmet yılı farkı nedeniyle farklı aylıklar hesaplanması, sistemin adaletini tartışmalı hâle getirmiştir. Bu durum, aylıkları haksız biçimde düşük hesaplanan sigortalıların itirazlarına yol açmıştır.
Aylık hesaplamalarında eşitlik ilkeleri gözetilmediğinden, farklı emekli grupları ortaya çıkmıştır. Karma aylık hesaplama sisteminde üçlü veya ikili sistem uygulandığından, her döneme ilişkin aylıklar farklı belirlenmektedir. Özellikle, 5510 sayılı Kanun’la getirilen kurallar, emekli aylıklarında düşüşe sebep olmuştur. Ekim 2008 sonrasında prim kazancı düşük olan sigortalılara bağlanan kök aylıklarda, 2008 öncesi dönemle kıyaslandığında ciddi kayıplar yaşanmaktadır. Nitekim 2008 öncesinde 3600 gün üzerinden bağlanan bir aylığın, 2008 sonrasında 7200 gün prim ödeyen bir sigortalının aylığından yüksek olması, sistemin adil yönetilmediğinin bir göstergesidir.
Çözüm önerisi: Ödenen emekli aylıklarının düşük olması, emeklilerimizin geçimini zorlaştırmaktadır. Sosyal güvenliğin evrensel ilkesi olan eşitliğin sağlanması ve emeklilerimize hak ettikleri aylıkların ödenmesi için 2000 sonrası emekli aylıkları intibak kurallarına göre yeniden hesaplanmalıdır. İntibak bir zam değil, aylıkların eşitlenmesidir. 2000 öncesi emeklilerin intibakı 6283 sayılı Kanunla yapılmış; her bir emeklinin gösterge değeri ve prim ödeme gün sayısı esas alınarak intibak farkları aylıklara yansıtılmıştır. 2000 öncesi emeklilere yapılan intibak kurallarına göre 2000 sonrası emeklilerin de aylıkları yeniden hesaplanmalı ve oluşacak intibak farkları aylıklara ilave edilmelidir.
Alt sınır aylıkları koruyan sistem, 2000 sonrası dönemde değiştirilmiş ve asgari aylık işlevini yitirmiştir. 1 Ocak 2000 itibarıyla asgari aylık hesaplanması kuralları değiştirilmiş ve kök aylıklar düşürülmüştür. İnsanca yaşam güvencesi olarak tanımlanan emeklilik sisteminin böylesine değersizleştirilmesi, emeklileri yoksullaştıran bir süreci getirmiştir.
Emekli aylıklarındaki erimeyi telafi etmek için 5510 sayılı Kanunun Ek 19. maddesine göre emekli aylıklarına 2019’dan bu yana Hazine tarafından belirli bir miktarda destek sağlanmaktadır. Bu destek yapılırken, prim kazancı ve prim ödeme gün sayısı dikkate alınmıyor. Bu uygulamayla uzun süre çalışmanın bir karşılığı verilmediğinden, prim kazançların farklı olmasına rağmen, yaklaşık 5 milyon emekliye aynı tutarda aylık ödenmektedir.
Türkiye’de emekli aylıkların güncel durumuna ilişkin bilgilere ulaşılamıyor. Önceki yıllarda emekli aylık aralıklarına göre emekli, dul ve yetimlerin sayıları açıklanırken, 4447 ve 5510 sayılı Kanunların döneminde hesaplanan aylıkların küçülmesi karşısında veriler yayınlanmıyor.
Çözüm önerisi: En az aylık ödemesi yerine, gerçekçi bir asgari aylık sistemine geçilmediği sürece, emekli aylıklarının hesaplanması ve ödenmesi tartışılmaya devam edilecektir. Bu nedenle, asgari aylık bağlama oranı %70 olarak yeniden belirlenmeli ve asgari ücretin altında ödenen aylık olmamalıdır. Aylıklarda eşitliğin sağlanması için intibak yapılmalı ve adil bir aylık hesaplama sistemi getirilmelidir. Her bir sigortalıya prim kazancı ve prim ödeme gün sayısına göre hak ettiği aylığın ödenmesi için aylık hesaplama sistemi yeniden ele alınmalı; güncellenme katsayısı yerine gösterge sistemine geçilmelidir.
Bu yönde bir değişiklik yapıldığında, yıl bazında emekli aylıklarında farklılık da yaşanmayacaktır.
Emeklilik kolay elde edilmiyor. Uzun yıllar çalışılarak elde edilen emeklilik, yaşlılık döneminde temel bir gelir güvencesi olmalıdır. Konut (kira, enerji, doğalgaz ve su) ve gıda fiyatlarında gözlemlenen yüksek artışlar özellikle düşük gelirli kesimleri zora sokmuş ve sosyal politikalar açısından ciddi zorluklar yaratmıştır.
Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz en fazla emeklileri zor durumda bırakmıştır. Emeklilerin refah seviyesini yükseltecek merkezi ve yerel karar vericiler duyarsız kaldığından, emeklileri koruyan araçlar devreye girmemektedir.
Türkiye’de yaşlı yoksulluğunu azaltmak için önerilerimiz aşağıda sıralanmıştır:
* İşgücü piyasasında kadınlar aleyhine olan eşitsizlikleri ortadan kaldıracak politikalar izlenmeli, kadınların eğitim seviyesi ve düzenli ve güvenceli işlerde çalışma oranları arttırılmalıdır.
* Sosyal sigorta programlarının kapsamı, istihdam edilenlerin çalışma koşulları ve kazanç seviyeleri dikkate alınarak genişletilmelidir.
* Sosyal sigortalar sisteminde aylık bağlama oranının alt sınırı yükseltilmelidir.
* Yaşlılara dönük vergilerle finanse edilen sosyal yardımların (yaşlılık aylıklarının) miktarı arttırılmalıdır.
* Sosyal sigortalardan kısmi yaşlılık ayılığı alan ve yoksulluk sınırının altında kalan yaşlıların sosyal yardım alabilmesine imkân tanınmalıdır.
* Çalışma gücü ve arzusu olan yaşlıların çalışma yaşamına dönmeleri teşvik edilmelidir.
* Kayıtlı istihdam teşvik edilmeli, özellikle çalışanların kazançlarını gerçek ücret üzerinden bildirmelerini sağlayacak teşvik uygulamaları ile denetimler arttırılmalıdır.
İYİ Parti tarafından düzenlenen “Emek Çalıştayı”nda TÜED’i temsil eden Araştırma Müdürümüz Namık TAN, “İYİ Parti tarafından düzenlenen Emek Çalıştayı, toplumu aydınlatmada önemli bir rehber oldu. Emeğin ve emeklilerin sorunları ortaktır. Çalıştayda yapılan sunumlar, ülkeyi yönetene ve yönetmeye talip olanlara rehber niteliğindedir. Sorunların tartışıldığı ve önerilerin sunulduğu çalıştayı düzenleyen İyi Partiyi kutluyorum. Emeğin ve emeklilerin sorunu, siyaset üstüdür. Sivil toplum kuruluşları, işçi konfederasyonları ve meslek örgütleri, soruna ortak yaklaşmalı ve insanı esas alan ve yoksulluğu önleyen kararlara birlikte imza atmalıdır. Bu çalıştayın bir başlangıç olmasını diliyorum ve emeği geçenlere teşekkürü borç biliyorum” dedi.
+1
+1
1
+1





