Türkiye’deki emekli sayısı, dünyanın yaklaşık 121 ülkesinin nüfusundan daha fazla. Böylesine büyük bir toplumsal kesimin yaşadığı geçim sıkıntısı, artık yalnızca emeklilerin değil, Türkiye’nin en önemli sosyal ve ekonomik meselelerinden biridir.
Türkiye’de emekli, dul ve yetim aylığı alanların sayısı 17 milyon 147 bin 363’e ulaştı. Bu rakam, yalnızca sosyal güvenlik sisteminin büyüklüğünü değil, ülkemizde emeklilerin ne kadar önemli bir toplumsal kesimi oluşturduğunu da gözler önüne seriyor.
Dünya ülkelerinin nüfuslarıyla yapılan karşılaştırma ise dikkat çekici bir gerçeği ortaya koyuyor: Türkiye’de emekli, dul ve yetim aylığı alanların sayısı, dünyadaki yaklaşık 121 ülkenin nüfusundan daha fazla.
Bir başka ifadeyle, Türkiye’deki emekliler bir ülke olsaydı, nüfus büyüklüğü bakımından dünyanın en kalabalık ülkeleri arasında yer alacaktı.
Belçika, İsveç, Portekiz, Yunanistan, Avusturya, İsviçre ve Bulgaristan gibi ülkelerin her birinin nüfusu, Türkiye’de emekli, dul ve yetim aylığı alanların toplam sayısının altında kalıyor.
Peki, böylesine büyük bir toplumsal kesimin yaşadığı ekonomik sıkıntılar neden yeterince dikkate alınmıyor?
EMEKLİLERİN SAYISI BÜYÜK, GEÇİM SIKINTISI DAHA DA BÜYÜK!
Türkiye’nin kalkınmasında, üretiminde, sanayisinde, tarımında, eğitiminde ve kamu hizmetlerinde yıllarca alın teri döken milyonlarca emekli, bugün hayatlarının en zor ekonomik dönemlerinden birini yaşıyor.
Artan gıda fiyatları, yüksek kiralar, elektrik ve doğal gaz faturaları, sağlık harcamaları ve temel ihtiyaçlara yapılan zamlar karşısında emekli aylıkları her geçen gün değer kaybediyor.
TÜRK-İŞ’in Eylül 2026 araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 37 bin 801 liraya, yoksulluk sınırı ise 123 bin 130 liraya yükseldi.
Bu rakamlar, emeklilerin içinde bulunduğu geçim krizinin boyutlarını açıkça ortaya koyuyor.
Emekliler artık yalnızca sosyal ve kültürel faaliyetlerinden değil, temel ihtiyaçlarından da fedakârlık etmek zorunda kalıyor. Pazardan eksik alışveriş yapan, faturalarını ödemekte zorlanan, torununa harçlık veremeyen, sağlık ihtiyaçlarını erteleyen milyonlarca emeklinin yaşadığı sorunlar, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmıyor.
Emeklilik, yoksulluğa mahkûmiyet değil, yıllarca verilen emeğin karşılığında huzur ve güven içinde yaşanacak bir dönem olmalıdır.
121 ÜLKEDEN DAHA KALABALIK BİR TOPLUMSAL KESİMİN SESİ DUYULMALIDIR!
Dünya üzerinde nüfusu Türkiye’deki emekli, dul ve yetim aylığı alanların sayısından daha az olan yaklaşık 121 ülke bulunması, meselenin toplumsal boyutunu anlamak bakımından son derece önemlidir.
17 milyonu aşan bu büyük kesim, yalnızca istatistiklerden ibaret değildir.
Her birinin ayrı bir hayat hikâyesi, yıllarca verdiği emek, yetiştirdiği çocukları, ülkesine sunduğu katkılar ve gelecekten beklentileri vardır.
Üstelik emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlar yalnızca kendilerini etkilememektedir. Eşleri, çocukları, torunları ve aileleri de bu sorunların doğrudan veya dolaylı olarak etkisi altındadır.
Dolayısıyla emekli aylıklarının yetersizliği, toplumun çok daha geniş bir bölümünü ilgilendiren ekonomik ve sosyal bir sorundur.
Emeklilerin alım gücünün artırılması, aynı zamanda iç tüketimin, yerel esnafın ve ekonomik hareketliliğin desteklenmesi anlamına gelmektedir.
EMEKLİLER YARDIM DEĞİL, HAKLARINI İSTİYOR!
Emeklilerin talepleri açık ve nettir.
Emekli aylıkları insanca yaşamaya yetecek seviyeye yükseltilmeli, aylıklar arasındaki adaletsizlikleri giderecek intibak düzenlemesi yapılmalı ve emekli aylığı hesaplama sistemi yeniden ele alınmalıdır.
Yıllarca prim ödeyen, ülkesinin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunan insanların, emeklilik dönemlerinde sürekli geçim kaygısı yaşamaları kabul edilemez.
Sosyal devletin temel görevi, emeklileri yardımlara bağımlı hâle getirmek değil, insan onuruna yaraşır bir gelir düzeyini güvence altına almaktır.
Bu nedenle emekli aylıklarının iyileştirilmesi, yalnızca ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda sosyal adaletin gereğidir.
Emekliler sadaka değil, hak ettikleri aylığı; ayrıcalık değil, adalet; yoksulluk değil, insanca yaşam istiyor.
17 MİLYON EMEKLİNİN SESİNE KULAK VERİN!
Türkiye’deki emekli, dul ve yetim aylığı alanların sayısı, dünyanın yaklaşık 121 ülkesinin nüfusundan daha fazladır.
Bu gerçek, karar vericilere önemli bir sorumluluğu hatırlatmaktadır.
Milyonlarca insanın yaşam koşullarını doğrudan ilgilendiren emekli aylıkları, sosyal güvenlik hakları ve geçim sorunları, ekonomik ve sosyal politikaların öncelikli gündem maddeleri arasında yer almalıdır.
Bir ülkenin gelişmişliği yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, yıllarca kendisine hizmet etmiş insanlarına sağladığı yaşam koşullarıyla da ölçülür.
Emeklisine insanca yaşam koşulları sağlayamayan bir ekonomik düzenin başarısından söz edilemez.
Türkiye Emekliler Derneği olarak yıllardır dile getirdiğimiz taleplerin temelinde de bu anlayış bulunmaktadır.
Emeklilerin yaşam standartlarının yükseltilmesi, gelir dağılımında adaletin sağlanması ve sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesi için kalıcı çözümler üretilmelidir.
Unutulmamalıdır ki bugünün emeklileri, dünün çalışanlarıdır. Bugünün çalışanları da yarının emeklileri olacaktır.
Bu nedenle emeklilerin haklarını korumak, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de güvencesini korumaktır.
17 MİLYON 147 BİN 363 İNSANI GÖRMEZDEN GELEMEZSİNİZ!
BU KADAR BÜYÜK BİR TOPLUMSAL KESİM, YOKSULLUĞA VE GEÇİM SIKINTISINA MAHKÛM EDİLEMEZ!
EMEKLİYE SADAKA DEĞİL, İNSANCA YAŞAYABİLECEĞİ BİR AYLIK GEREKİYOR!
* 121 ülke hesabı, 193 BM üyesi ile iki gözlemci devleti esas alan yaklaşık karşılaştırmadır. Bağımlı bölgeler dahil edilirse sayı değişir.





