TBMM kayıtlarına göre; 2000 öncesi emeklilerin aylıklarını düzenleyen, 6283 sayılı İntibak Kanunu’nun kabulünden 9 Eylül 2026’ya kadar geçen sürede, yani 14 yıl içerisinde, TBMM’ne intibakı içeren 13 yasa teklifi verildi.
TÜED olarak; Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar taşıdığımız intibak davasına verilen yanıtlarda; çözümün ancak parlamento tarafından çıkarılacak bir yasayla olacağı, her iki mahkeme tarafından teyit edilmişti. Bu durum uzun bir süre kamuoyunda geniş yer aldı ve bütün emeklilerimiz, TÜED’in bu çabalarını takdir etti.
Bu bağlamda harekete geçen siyasi partiler; TBMM’ye çeşitli tarihlerde ve farklı baylıklar altında 13 yasa teklifi sundular.
2016’daki teklif çok önemliydi…
2/1099, 15 Nisan 2016’da Atila Sertel ve çok sayıda CHP milletvekili tarafından verilmiş. TBMM teklif özetinde amacı aynen, güncelleme katsayısı ve aylık bağlama oranlarında değişiklik yapılarak “emeklilerin maaşları arasındaki farkın giderilmesi” olarak tanımlandı. Ne acıdır ki, teklif yasama dönemi sonunda hükümsüz kaldı.
Dolayısıyla 2016’daki teklif, bugünkü “intibak” talebinin TBMM kayıtlarındaki en açık ilk örneklerinden biri.
2018: 2000 sonrası emekliler için doğrudan intibak…
İsmail Koncuk’un 2/999 sayılı teklifi ise daha da önemli. Teklif 11 Eylül 2018’de verildi. Daha sonra Koncuk, 21 Temmuz 2020’de İçtüzük’ün 37’nci maddesiyle teklifi doğrudan Genel Kurul gündemine almaya çalıştı. TBMM tutanağında Koncuk, bu teklifi açık biçimde “emeklilerle ilgili intibak yasası” olarak tanımladı.
2019 tarihli başka bir Genel Kurul tutanağında da İYİ Parti adına, 2000 öncesi ve sonrası SSK emeklileri arasındaki ücret adaletsizliği için İsmail Koncuk’un kanun teklifi verdiği açıkça kayda geçirildi.
Bu nedenle 2/999’u kesinlikle intibak teklifleri arasında saymak gerekiyor.
Aynı talep yıllar içinde tekrar tekrar verildi…
Daha dikkat çekici olan şu: Sonraki teklifler giderek birbirine çok benziyor.
Örneğin teklifler tekrar tekrar şu formüle dönüyor:
Güncelleme katsayısı = TÜFE’nin %100’ü + GSYH büyümesinin %100’ü ve
ABO = %70; 25 yıldan sonraki her 360 güne +%2; üst sınır %90.
Bu modelin teklif metinlerinde açıkça yer aldığı görüldü. Ayrıca bazı tekliflerde değişikliğin yalnız yeni emeklilere değil, halihazırda SGK’dan aylık alanlara uygulanarak aylıkların yeniden hesaplanması istendi.
2024 tarihli 2/2069 sayılı Mehmet Tahtasız teklifinde ise intibakın özü neredeyse tarif edilmiş durumda: 2000 öncesi, 2000–2008 arası ve 2008 sonrası farklı ABO’ların %70’te eşitlenmesi ve mevcut emeklilerin aylıklarının yeniden hesaplanması öngörülüyor.
Mustafa Sarıgül’ün 2/3625 sayılı 2026 teklifinde de GSYH’nin %30’u yerine tamamının dikkate alınması, ABO’nun %70 olması ve yeni sistemin mevcut emeklileri de kapsaması açıkça teklif ediliyor.
Ortaya çıkan tablo
1 Mart 2012 – 9 Eylül 2026: yaklaşık 14 yıl 6 ay.
Bu süre içinde benim TBMM kayıtlarında bu geniş tanımla teklif numarasıyla doğrulayabildiğim en az 13 ayrı kanun teklifi var.
Bunlardan:
2 teklif 2016–2018 döneminde,
3 teklif 2022–2023 döneminde,
4 teklif 2024’te,
2 teklif 2025’te,
2 teklif 2026’da.
Ve buna rağmen 2000 sonrası emeklilere yönelik genel bir intibak yasası bugüne kadar yasalaşmış değil.
14 YILDA EN AZ 13 TEKLİF, İNTİBAKTA SONUÇ: SIFIR!
TÜED: 2000 SONRASI EMEKLİ HALA İNTİBAK BEKLİYOR
Bir başka ifadeyle; 2012 yılında 2000 öncesi emekliler için çıkarılan 6283 sayılı İntibak Kanunu’nun ardından TBMM’ye; intibak, aylık bağlama oranı, güncelleme katsayısı, büyümeden pay, prim gün sayısı ve aylık hesaplama sistemindeki eşitsizlikleri gidermeye yönelik en az 13 ayrı kanun teklifi sunuldu. Aradan 14 yılı aşkın süre geçti; 2000 sonrası emeklinin intibak sorunu hâlâ çözülmedi.
Burada özellikle “en az 13” ifadesine dikkat etmeliyiz. Çünkü TBMM’nin eski dönem kayıtlarında “intibak” tek bir konu başlığı altında tutulmadı; bazı teklifler yalnız 5510/29. madde, “güncelleme katsayısı”, “aylık bağlama oranı” veya “yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması” ifadeleriyle kaydedildi. Demem o ki; arşivde farklı başlıklarla kayıtlı başka tekliflerin bulunma ihtimali de var.
Öncelikle emeklilerimiz adına; TBMM’ne yasa teklifi sunan milletvekillerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Ancak, bu tekliflerin gündeme getirilmemesini de esefle kınıyoruz. Hem Anayasa Mahkemesi hem de AİHM, intibak meselesinin parlamentonun görevi olduğunu vurgulamıştır. Buna rağmen, parlamentonun büyük bölümü bu görüşü benimsememiş olsa gerek ki; İntibak Kanunu bir türlü TBMM gündemine giremedi.
İktidardan beklentimiz; uluslararası mahkemeler, en üst düzey ulusal mahkeme ve toplumsal uzlaşının hem fikir olduğu İNTİBAK meselesini en kısa sürede çözmesidir. Çünkü 2000 öncesi İntibak Kanunu’nu kendisi çıkartmış ve emeklinin takdirini toplamayı başarmıştır. 2000 yılı sonrasını çıkartmamak, kendini inkar etmek olur ki, bunu hiçbir siyasi iktidar istemez.
Nitekim; dönemin iktidarının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı sayın Faruk Çelik, hem 2000 yılı İntibak Kanunu’nun çıkarılmasına öncülük etmiş, hem de 2000 sonrası emeklilerimize de yasa çıkarılmazsa, bunun büyük bir haksızlık olacağını vurgulamıştır. Bu konuda sayın Çelik’in hakkını kimse yiyemez. Ancak sözünü ettiği haksızlığı bugün emekliler, iliklerine kadar yaşamaktadır.
Çözüm; acil intibaktır…





